Akçabük demek…

Bu yazı, Bodrum Akçabüklüler’e ve çok uzun yıllar boyunca aynı yerde tatil yapanlara ithaf edilmiştir.

akçabük

Akçabük, Bodrum’un Akyarlar beldesinde bulunan, devremülk sistemiyle çalışan bir tatil köyü. Öyle büyük bir köy ki, bağlı bulunduğu Akyarlar’ın merkezinden çok daha büyük bir yer kaplıyor. Ben de 1993 senesinden beri, yani tam 19 yıldır, bazen ailemle, bazen arkadaşlarımla, bazen de sevgilim Gürcan’la buraya tatile geliyorum. Peki neden ısrarla her sene aynı yere tatile geliyorum? Cevabı dezavantajlardan sonra.

Akçabük’ün çok önemli iki dezavantajı var. Birincisi yönetimi. Akçabük yönetimi, ben buraya ilk gelmeye başladığımdan beri giderek daha yüzsüz bir hal alıyor. Akçabük yönetimi tıpkı iktidar partisi gibi. Nasıl ki ikdidar partisi benzine, elektriğe, doğalgaza sürekli zam yapıyor, Akçabük yönetimi de aynı şekilde aidata sürekli zam yapıyor. Nasıl ki iktidar partisi alabileceği herşeyden aldığı vergilerin neredeyse tamamını cebine atıyor, Akçabük yönetimi de aynı şekilde. Ve nasıl ki biz abartılı vergilere rağmen hala araba, ev vs almaya, elektriği, doğalgazı mecburen aynı şekilde kullanmaya devam ediyoruz, aynı şekilde Akçabük’ün her sene fahiş miktarlarda artan aidatlarını ve ara ara aidata ek olarak istediği binlerce Euro yenileme parasını paşa paşa ödemeye ve karşılığında hemen hemen hiçbir hizmet almamaya devam ediyoruz.

Akçabük’ün ikinci dezavantajı, eğitimli aptalları. Evet, eğitimli aptallar. Akçabük sakinlerinin hemen hemen hepsi eğitimli. Hepsi en az lise mezunu, çok büyük kısmı üniversite mezunu. Ama ne yazık ki bu tatil köyünün insanlarının çoğu aptal, ve emin olun eğitimli aptallar eğitimsiz aptallardan çok daha can sıkıcı, çünkü eğitimli aptallar, kendilerinin herkesten daha zeki olduklarını ve daima haklı olduklarını zannediyorlar. Eğitimli aptalların fikirlerini asla değiştiremezsiniz. Oysa ki zeka, bir insanın kendi sabit fikirlerini değiştirebilme yetisiyle doğru orantılıdır.

Akçabük toplam 5 kısımdan oluşuyor. 2. ve 3. kısım deniz kenarında, ikisi farklı koylara bakıyor. En güzel kısım, hemen hemen hepsi manzaralı olan ve ideal saatlerde güneş alan evleriyle, Kos Adası manzaralı 2. kısım. Fakat 3. kısmın sahilinin de daha sıcak ve %99 dalgasız olmak gibi bir avantajı var. Bu yüzden, denize girilebilecek pek çok yeri olan Akçabük’ün özellikle gençlerin tercih ettiği plajından sonraki en popüler yüzme noktası 3. Kısım. İşte eğitimli aptallar tam da bu noktada devreye giriyor. Eğitimli aptallar gece – gündüz, yaz – kış demeden şemsiyelerini ve sandalyelerini sahilde bırakırlar ve merkezi şemsiye olan 2 m yarıçaplı dairesel alanın tapusunu ellerinde barındırdıklarını zannederler. Eğitimli aptallara göre, ayağınızın ucunun bile bu alana girmeye hakkı yoktur. Eğer bu hataya düşerseniz, gelip üzerinize oturmalarına razı olmanız gerektiğini düşünürler. İşin kötüsü, eğitimli aptallar topluluk halinde yaşarlar. Bu topluluğun içinde yer almak istiyorsanız, sahilini beğenmiyorsanız bile her gün sabah 9 akşam 7 saatleri arasında 3. Kısımda bulunmalı ve mutlaka şemsiyenizi sahilde bırakmalısınızdır. Yaşlandıkça, bu ve bunun gibi onlarca aptalca kanunla yaşayan eğitimli aptallar daha çok gözünüze battığı ve onlarla uğraşmak çok sıkıcı olduğu için, çocukluğunuzun geçtiği, bir dolu arkadaşınızla çılgınca eğlendiğiniz, geceleri içmeye geldiğiniz, defalarca kez günbatımını izlediğiniz, belki de ilk yaz aşkınızla, ilk defa karşılaştığınız 3. Kısım sahilinden vazgeçip, kendinizi daha aklı başında, sessiz sakin insanların tercih ettiği 2. Kısım sahilinde bulursunuz.

Peki, yazının başındaki soruya tekrar gelecek olursak, ben bütün bu saçmalıklara rağmen neden 19 senedir ısrarla Akçabük’te tatil yapıyorum?

Çünkü Akçabük demek, artık yalnızca hediyelik eşya dükkanlarında satılan kupaların üzerinde görebileceğiniz orijinal, bembeyaz Bodrum evleriyle kaplı sokaklar demek. Akçabük demek, rengarenk, çeşit çeşit çiçek demek, bakımsızlıktan çöle dönüşmüş bölgelerinden bile fışkıran japon gülleri demek. Akçabük demek; sabah kahvaltı yaparken, öğlen, akşam yemek yerken evinizin balkonundan görebildiğiniz tek şeyin masmavi deniz ve uzaklarda Kos adası olması demek.

Akçabük demek, denizin, balkonunuzdan atlasanız içine düşecekmişsiniz hissi yaratacak kadar yakınınızda olması demek.

Akçabük demek, rengarenk balıkların suyun altında dans etmesi, dev bir midyenin, minik bir pisi balığının, bir dragonyanın ya da bir deniz yıldızının kumun altında gizlenmesi demek. Akçabük demek,  her an bir ahtapotla, kalamarla, dahası, çarpıcı desenleriyle bir mürenle ve hatta bir vatozla karşılaşabilme ihtimalinin çok yüksek olması demek. Akçabük demek, plajlarında yüzerken baktığınız her yerde anında oluşan minik tepeciklerin, sizin bakmanızla içinde kaybolan, bir türlü göremediğiniz canlıların ne olduğunu delicesine merak etmek demek. Akçabük demek her sene yapılan yelken yarışlarını evinizin balkonundan izleyebilmek demek.

Akçabük demek yanında rakısıyla taptaze balık demek.

Akçabük demek huzur demek. İstanbul’daki evinizdeki uykusuz gecelerde, gözlerinizi kapatıp caddeden tek tük, hızla geçen arabaların seslerinin dalga sesleri olduğunu hayal ederek uyumaya çabalarken, Akçabük bu hayalin gerçek olması demek.

İşte sebebim bu. Ben hala Akçabük’ten vazgeçemiyorum çünkü Akçabük demek, kulaklarınızda sadece dalga sesleriyle uyuyup, yeni güne aynı sese eşlik eden kuş cıvıltılarıya uyanmak demek.

 

 

 

Reklamlar

16 thoughts on “Akçabük demek…

    • Evet, her sene artan bir ivmeyle çektiriyorlar üstelik. Sanırım insanlar yaşlandıkça aptallaşıyor fakat daha da zekileştiklerini zannediyorlar. Bu yüzden her sene daha da fantastik olaylara tanık olabiliyorum :D

  1. çok güzel yazmışsınız bende 30 senedir gidiyorum ve asla vazgeçemem diyorum mayıs gelince bir mutluluk bir huzur yaşasın tatil =akçabük=huzur ve mutluluk

  2. haklısın o aptalları çok iyi biliyorum ama bende akçabükten 20 senedir vazgeçemiyorum orası bana müthiş huzur veriyor

  3. 1986’dan beri Akçabük’teyim… Bodrum’a, Akçabük’e gitmediğim yazları Miami’de bile geçirsem, kendimi tatil yapmış saymam, o derece… Gerçi gitmedim Miami’ye tabii ama teşbihte hata olmaz. Neyse… Diyeceğim odur ki, genel itibariyle 27 senelik Akçabük kariyerim çerçevesinde bahsi geçen mevzulara birebir şahit oldum ve büyük bölümüne katılıyorum. Mesela havuz binasının, bar maksatlı bile olsa faal durumda olmayışı, 2. Kısım’ın uzun yıllar süren yönetim sıkıntıları ve biz dahil bazı üyelerin bu dönemde kendi evlerini kullanamayışları, benim çocukluğumda her akşam üzeri büyük bir hevesle gittiğimiz basket sahası ve tenis kortunun berbat durumda oluşu…Bunlar ilk aklıma gelen ciddi problemler, hem kozmetik, hem de içerik açısından… 6 yaşındaydım Akçabük’le tanıştığımda. Şİmdi 33… Biz büyüdük, geliştik, olgunlaştık, Akçabük ise en optimist bakış açısıyla bile en fazla yerinde saydı diyebiliriz. En azından evlerin içiinde yapılan yenilemeler biraz olsun sevindirici tabii ama yine de insan aradan geçen 27 senede daha fazlasını bekliyor.

    Her şeye rağmen, Akçabük, özellikle Eylül başında, Bodrum’un en güzel sahillerinden biridir. Denizi muhteşemdir… Ve belki de halen tam olarak keşfedilip “beach club” kıvamına gelmemiş olmasının yegane sebebi de bu talihsiz “gelişememe sendromudur”, bilemiyorum. Ama bu sene de iple çekiyorum. Özledim ve bu yazıyla iyiden iyiye ayyuka çıktı bu özlemim :)

    Kaleminize sağlık.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s