İtalya’da roadtrip macerası bölüm 11: Orvieto, Pitigliano

Orvieto

Umbria’nın güneyinde yer alan Orvieto, Toscana ve Umbria  Bölgesi’ndeki hemen hemen tüm şehirler gibi bir tepenin üzerine kurulmuş, surlarla çevrili bir şehir. Tarihi 3000 yıl öncesine dayanan ve antik yapısı oldukça iyi korunmuş durumda olan bu şehir, ilk bakışta bölgedeki diğer şehirlerden farksız gözükse de, surlarından içeri girdikten sonra attığınız her adımda karşınıza çıkan dükkanlar, Orvieto’yu bölgenin diğer şehirlerinden ayırarak en üst noktaya yerleştiriyor.

Orvieto tam bir tasarım cenneti. Tüm ana ve ara sokaklar küçük küçük sanat, tasarım, dekorasyon ve el yapımı dükkanlarıyla dolu. Bu şehre mutlaka bol para ve tam bir gün ayırmalısınız, çünkü Orvieto’da herkes kendine göre birşey, hatta birden fazla şey bulabilir.

Orvieto’nun tüm sokaklarını tek tek dolaşıp, vaktiniz varsa gördüğünüz her dükkana mutlaka girmelisiniz. Benim favorim Bottega Michelangeli (via Michelangeli no: 3) adlı mimarlık ofisi-dekorasyon mağazası. Mağazanın vitrininde ve içinde görebileceğiniz tahtadan oyularak yapılmış objeler, Orvieto’nun taş evlerle dolu, tarih fışkıran sokaklarında dolaşırken bazen bir bank, bazen de bir heykel olarak karşınıza çıkmaya devam ediyor. Tahtadan yapılmış bu sanat eserleri, bence Orvieto’yu Toscana ve Umbria bölgelerinin’nin en güzel yeri yapan unsurların başında geliyor.

 Orvieto’daki ikinci favorim, Il Mago di Oz (Via dei Magoni no: 4 ve Via Pedota no: 9) adlı maket oyuncak dükkanı. İçeride fotoğraf çekmek yasak olan dükkanı gidip yakından görmeden o büyülü havayı anlamak çok zor. Küçücük bir dükkan olan Il Mago di Oz, tam anlamıyla “canlı” bir yer. Dükkan tıka basa maketlerle dolu; atlıkarıncalar, roller coasterlar, buz pateni pistleri bunlardan sadece bazıları. Dükkanın canlı olmasının sebebiyse, maketlerin üzerindeki, en ince ayrıntılarına kadar titizlikle yapılmış minik detayların durmaksızın hareket ediyor olması. Atlıkarınca dönüyor, buz pistinde insanlar kayıyor, roller coaster tepeden aşağı hızla iniyor. Bütün bunlar ve çok daha fazlası, dükkanda sürekli hareket ediyor. Tüm bu sanat eserleri, oyuncakların arasına gizlediği kontrol paneliyle istediği anda onlara hayat verip alma hakkına sahip olan dükkan sahibinin elinden çıkıyor.

il mago di oz orvieto

En çok beğendiğim üçüncü dükkan ise bir tasarım mağazası Memo Concept Store (via Duomo no: 22). İçeride hem ünlü tasarımcıların seri üretim objeleri, hem de el yapımı, her biri birbirinden farklı olan onlarca ürün satılıyor. Benim favorim ve bu mağazayı üç numaraya koymamın sebebi ise aşağıdaki seramik bardaklar. Neredeyse kağıt inceliğinde olan bu el yapımı seramik bardakları kırmadan Türkiye’ye getirebilme şansım olsaydı eğer, oldukça yüksek olan fiyatlarını gözardı edip mutlaka en azından bir çift alırdım.

memo concept store orvieto

Orvieto’nun tek güzelliği tabii ki her yerde karşınıza çıkan eğlenceli dükkanları değil. Eğer vaktiniz kısıtlıysa, bir noktada dükkanları gezmeyi bırakıp Orvieto’nun tarihi yapılarına da vakit ayırın.

orvieto

Orvieto’nun gotik karakterli katedrali, İtalya’nın en önemli 5 katedrali arasında yer alıyor. Yapımına 1290 yılında başlanan katedralin, başta Roma tarzında yapılması planlanmış fakat zaman içinde mimarlar değiştikçe yapıya gotik öğeler eklenmiş. Yapıya “Golden Lily” lakabının takılmasını sağlayan, dış cephesinde bol bol kullanılan altın kaplamaların bir kısmı bugün hala yerli yerinde duruyor. Planlanması 30 yıl süren katedralin yapımı 300 yıl sürmüş. Son olarak 1960 yılında bronz kapılar katedrale eklenmiş.

Corso Cavour üzerinde yer olan Torre del Moro, Orvieto’da görülmesi gereken bir başka yer. 2,80 Euro karşılığında 250 basamakla tepesine çıkabileceğiniz kule, tüm şehri tepeden görme imkanı sunuyor.

orvieto torre del moro

Orvieto’nun en dikkat çekici turistik noktası ise şüphesiz Orvieto Underground. Orvieto’nun yer altında, şehrin tamamını kaplayan 440 adet mağara yer alıyor. Şehrin üzerinde kurulu olduğu kayanın volkanik yapısı bu mağaraların yapımına olanak tanımış. Mağaralar, Romalılar şehre saldırırken başta sığınak ve kiler olarak kullanılmak üzere yapılmış, ardından yine savaş zamanında yemek için beslenen güvercinlerin yuvası olarak kullanılmış (Güvercin hala Orvieto’ya özgü bir lezzet olarak restoran menülerinde yer alıyor) ve 2. Dünya Savaşı zamanında bomba deposuna dönüştürülmüş. Orvieto Underground’ı bireysel olarak gezemiyorsunuz, bir rehber eşliğinde tura katılmanız gerekiyor. Turlar 11, 12:15, 4 ve 5:15 saatlerinde düzenleniyor. Şehirdeki hemen hemen her mağazanın kapalı olduğu 12:15 turunu tercih etmenizi tavsiye ederim. Tur ücreti 6 Euro.

Orvieto Underground ile ilgili tek sıkıntı, turdan önce gördüğünüz fotoğrafların ait olduğu mağaraların çok çok büyük bir kısmının, aslında birbirinden bağımsız ve kişilere ait olması, dolayısıyla tura katıldığınızda, fotoğraflarda görüp heyecanlandığınız fantastik dünyanın çok çok küçük bir kısmını görebilmeniz. Başta sanki tüm yeraltını görebilecekmişsiniz gibi lanse edilen turla ilgili bu gerçeği ancak tur başladıktan sonra öğrenebiliyorsunuz, bu yüzden yaklaşık 1 saat süren Orvieto Underground turu, pek de tatmin edici olmuyor.

Eğer tura katılırsanız, Orvieto Underground’ın girişinin bulunduğu Parco delle Grotte’nin çitlerinden manzarayı izlemeyi ihmal etmeyin. Parktan aşağı baktığınızda göreceğiniz ortaçağ kalesi, şu an bir aileye aitmiş ve 4 yıldızlı bir otel olarak hizmet veriyormuş. Bence balayı veya efsane bir tatil için muhteşem bir alternatif gibi görünüyor, ya sizce?

İtalya gezimiz süresince yalnızca bir kere yağan yağmur, öyle iyi bir ana denk geldi ki, normalde Orvieto’nun en kalabalık noktası olan Piazza del Duomo’nun birkaç saniye içinde bomboş kalmasını sağlayarak aşağıdaki fotoğrafı çekmeme olanak tanıdı.

orvieto piazza del duomo

Neden bilmiyorum, meydanda çektiğim bu fotoğrafta solda görülen, bir binanın 2. Katındaki yalnız ağaç, bu gezide beni en çok etkileyen görüntülerden biri oldu.

orvieto

Orvieto’da yemek yemek için de pek çok alternatif mevcut ve fiyatlar diğer şehirlere göre kısmen daha ucuz. Bu sayede, Rosa’nın bize hazırladığı yemeği saymazsak, ilk “primo piatto” ve “secondo piatto”lu yemeğimizi bu şehirde yiyebildik, hatta ortaya bir de – lezzetini hala unutamadığım ve nasıl yapılır diye kara kara düşündüğüm – “balzamik sirkede tatlı karamelize soğan” alabildik. Pizzeria Sosta (Corso Cavour 100/A)’da yediğimiz yemek, 2 kişi için %15 servis ücreti dahil toplam 34 Euro tuttu.

orvieto pizzeria sosta

Son olarak Orvieto’nun sokaklarını biraz daha arşınlayıp şehrin en doğu ucu olan Piazza Cahen’in hemen ilerisindeki, surlarla çevrili parktan biraz daha Umbria manzarası izledik.

orvieto

Sonuç olarak kesin olarak karar verdik ki Orvieto, Toscana ve Umbria bölgelerinin en güzel şehri. Bu şehir, bir tepenin üzerine kurulmuş olması, surlarla çevrili olması, Toscana’ya özgü antik yapısının kusursuz şekilde korunmuş olması, taş evleri, daracık sokakları, evleri birbirine bağlayan köprüleri, surların etrafını saran üzüm bağları, yeşilin her tonunu sunan manzarasıyla hayallerimizdeki Toscana’nın tüm özelliklerini barındırıyor olmasının yanı sıra, el işçiliğiyle ünlü Toscana’nın en güzel el yapımı ürünleri de burada. Üstelik Orvieto, Roma’ya trenle sadece 1 saat uzaklıkta. Toscana bölgesini görmeyi çok istiyor ama bunun için zaman ya da para ayıramıyorsanız, yolunuz günün birinde Roma’ya düşerse mutlaka 1 gününüzü ayırın ve Orvieto’ya gidin çünkü bu şehir adeta konsantre bir Toscana.

italian pasta

 

Pitigliano

Planımıza göre o günün gecesinde Roma’da olmak zorunda olduğumuz Toscana’daki son günümüzde, akşama doğru Orvieto’yu gezmeyi bitirdik ve kalan kısacık zamana, internette fotoğraflarını görüp çok merak ettiğimiz Pitigliano’yu sıkıştırmaya karar verdik. Daracık Toscana yollarından geçerek ancak akşam 6 civarı varabildiğimiz Pitigliano’da arabamızı şehrin girişine parkedip yürümeye başladığımızda buraya gelerek ne kadar doğru bir karar verdiğimizi anladık.

pitigliano

4010 nüfuslu Pitigliano, kocaman bir kaya parçasının üzerine kurulmuş, 3 tarafı vadilerleçevrili bir şehir. Surları olmayan şehrin üzerine oturduğu organik kaya parçası, şehrin doğal duvarlarını oluşturmuş.

pitigliano

Pitigliano, birbirine paralel 2 ana sokaktan (cadde diyemiyorum çünkü bu sokaklar araba bile geçemeyecek darlıkta) ve bu sokaklara dik olarak bağlanan ara sokaklardan oluşuyor. Şehrin yapısı sayesinde, orta sırada bulunan ve ana sokaklara bakan evler hariç tüm evler vadi manzaralı. Ev demişken, Pitigliano’nun evleri, sanki şehir dev bir çocuk tarafından yaratılmışçasına, hepsi rastgele üstüste koyulmuş gibi görünüyor.

pitigliano

Pitigliano’nun ana sokaklarından yürürken ara sokaklarına kafanızı çevirip baktığınızda zaman zaman bel hizasında duvarlalarla karşılaşabilir, buradan vadi manzarasını izleyebilirsiniz.

pitigliano

Bazen de keskin dönüşleri yüzünden bir anda yok oluyormuş gibi görünen merdivenlerle karşılabilir, bu merdivenlerden indiğinizde şehrin kenarlarını(!) görebilirsiniz.

pitigliano

Pitigliano’ya gelmişken, şehrin 2 meydanı olan Piazza Garibaldi ve Petruccioli’ye gidin, şehri bir de buralardan izleyin. Biz Pitigliano’ya akşam gittiğimiz için her yer kapalıydı (zaten toplamda da 10-15 insan gördük) fakat aslında Pitigliano’da görülebilecek birkaç yer de mevcut. Bunlardan en önemlisi, Necropoli di Sovana. Pitigliano’nun necropolisinin, Toscana Bölgesi’nin en etkileyici nekropolisi olduğu söyleniyor. Ayrıca Pitigliano’ya gelmişken Via Roma 16’da bulunan Il Forno’ya uğrayıp şehrin yerel lezzeti olan ballı ve cevizli atıştırmalık “Sfratto” da alınması tavsiye ediliyor ancak biz gittiğimizde maalesef kapalıydı.

Son olarak, Via Roma no: 50’deki, genç bir çiftin tasarlayıp ürettiği el yapımı seramik objelerin satıldığı Studio Artistico Altaluna’ya uğramayı ihmal etmeyin. Çiftin erkek olanının işleri bana pek hitap etmese de, kızın ürettiği Tim Burton filmlerinden fırlamış gibi duran tuhaf karakterlere bayıldım.

pitigliano

Pitigliano; doğal bir yeşil alanı olmadığı halde sakinlerinin mümkün olan heryere koydukları saksılarla masalsı bir güzelliğe kavuşmuş daracık sokakları, sık sık karşınıza çıkan vadi manzarası, üst üste rastgele atılmış gibi duran sevimli ötesi evleri, ortaçağ mimarisi ve sonsuz huzurlu ortamıyla büyüleyici bir şehir. Toscana gezisi yapmayı planlıyorsanız eğer, bu şehri mutlaka rotanıza alın.

pitigliano streets

Pitigliano gezimiz de bittikten sonra, hem favori şehrimizi son bir kez görmek, hem de akşam yemeği yemek için Orvieto’ya tekrar gittik. Bir restauranttan aldığımız take away pizzamızı (Il Sant’Andrea, sakın bu restauranta gitmeyin!) yedikten sonra, son 3 günümüzü geçireceğimiz Roma’ya; Sezgi’nin evine doğru yola çıktık.

Benim Toscana & Umbria güzellik yarışmam

Floransa da Toscana bölgesinde olduğu halde orayı İtalya’nın en büyük ve turistik şehirlerinden olduğu ve benim Toscana anlayışıma uymadığı için bu listenin dışında bırakıyorum, Floransa farklı bir kulvarda yer alıyor.

İşte listem:

  1. Orvieto
  2. San Gimignano
  3. Pitigliano
  4. Assisi
  5. Siena
  6. Perugia
  7. Montalcino
  8. Cortona

Toscana’da gitmeyi çok istediğim zaman yetmediği için çok üzülerek plandan çıkarmak zorunda olduğumuz yer: bir tarafında kilometrelerce uzunluktaki kumsalları, bir tarafında vahşi hayvanlarla dolu ormanlarıyla; doğal yaşam parkı Maremma. Bir daha İtalya’ya gider miyim bilmiyorum ama, gidersem umarım bu sefer Maremma’yı da seyahat haritama ekleyebilirim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s