İtalya’da roadtrip macerası bölüm 6: Portofino, Cinque Terre

Portofino

Portofino da Como gibi İtalya’nın sosyetik noktalarından biri. Biz de hem ne varmış burada bu kadar önemli diye merak ettiğimiz için, hem de yolumuz üzerinde olduğu için bir uğrayalım dedik. Sabahın köründe geldiğimiz bu liman şehrinde sabah saat 10:00’a kadar otopark ücretsiz ve arabanızı direkt sahile park edebiliyorsunuz. Zaten o saatte ortalıkta insan da yoktu.

Bana göre Portofino’nun tek olayı berrak denizi ve muhteşem güzellikteki, saatlerce izleyebileceğiniz manzarası.

Bir de sahilin sonundan yukarı çıkarak ulaşabileceğiniz, içinde süreli sergiler düzenlenen bir kale (Castello Brown) vardı fakat saat erken olduğu için kapalıydı. Biz de onun yerine bu güzel ördeği çektik.

Sonuç olarak vaktiniz bolsa Portofino’ya şöyle bir uğrayıp 1-2 saat geçirebilirsiniz ancak bilin ki yakınlarda daha az popüler olduğu halde aynısının çok daha güzeli var. Neresi olduğu ilerleyen yazılarımda.

Cinque Terre

Cinque Terre adı, İtalyanca’da Beş Köy anlamına geliyor. Bu bölge, adından da anlaşılabileceği gibi art arda sıralanmış beş köyden oluşuyor. Bölgenin özelliği, İtalya’nın Liguria bölgesine özgü sahil mimarisinin yanı sıra, beş köy arasında bir yürüyüş patikasının olması. Kondisyonunuz varsa, tempolu bir yürüyüşle bu yolu toplam 5 saatte yürüyebileceğiniz iddia ediliyor. Bu kadar vaktiniz yoksa köyler arasında 1 gün boyunca sınırsız olarak kullanabileceğiniz tren bileti alabilirsiniz (10 €), tren biletinin ücretine yürüyüş yolu da dahil (evet, yürümek de paralı).

cinque terre walks

Yürüyüş yolunu tercih ederseniz yol boyunca nefes kesici manzaralarla karşılaşabilirsiniz, ama gerçekten de o manzaraya ulaşana kadar zorlu patika yüzünden nefesiniz kesiliyor. Biz yalnızca ilk iki köy arasını yürüdük, sonrasını vaktimiz daraldığı için trenle gittik. İlk iki köy arasında bir yerde, bir masanın etrafında duran kediler mevcut. Masanın üzerinde “Biz sevilmediğimiz için terk edilip buraya atılmış kedileriz, lütfen yemeğimizi ve suyumuzu tazeler misiniz?” gibi bir yazı olan bir tabela ve boş mama ve su kapları var. Eğer bu blogu okuduysanız ve aklınızda kaldıysa (ya da benim gibi önemli noktaların çıktısını yanınıza alıyorsanız) yanınıza biraz kedi maması ve ekstra su alırsanız o kediler inanın çok mutlu olurlar.

Birinci Köy: Monterosso Al Mare

Cinque Terre’nin en batı noktası Monterosso, arabayla ulaşımı en kolay köy. Park yeri sorunu yok fakat otopark her zamanki gibi paralı, 24 saati 14 €. Benim önerim, arabanız varsa mutlaka bu köye park edin.

Monterosso aynı zamanda 5 köyün içinde turist plajına sahip tek köy. İsterseniz ücretli plajdan şezlong kiralayabilir, duşundan ve soyunma kabininden faydalanabilirsiniz ya da sahilin sonundaki şezlongsuz ve ücretsiz yerden denize girebilirsiniz, burada soyunma kabini yok fakat duş var.

Lonely Planet’in İtalya kitabında Monterosso’da konaklayacak yer olarak “Carla” verilmiş. Siz siz olun kitapta verilen numarayı aramayın, Carla’yla konuşmaya çalışmayın. Carla, yasadışı olarak bir apartmanın odalarını insanlara kiralayan bir kadın. Buraya kadar bence sorun yok, daha önce de başka ülkelerde bu şekilde konaklamıştım. Ancak Carla hiç İngilizce bilmiyor, bu yüzden evini bulmanız saatlerinizi alabiliyor ve ödemeyi kredi kartıyla yapmak isteyince size bağırabiliyor, ayrıca kahvaltısı da yok. Bunun yerine otoparkın girişindeki elektronik Monterosso rehberini kullanın. Biz listedeki tek 1 yıldızlı otelde kaldık; oda sorunsuz, kahvaltısı ise açık büfe ve İtalya seyahati boyunca karşılaştığımız en iyi kahvaltıydı.

Monterosso’da denize girmek dışında yapılabilecek bir şey yok. Görülmesi gereken şey ise otoparkın ilerisindeki Neptün heykeli. Zaten görmemek mümkün değil, heykel devasa cüssesiyle Monterosso’nun en dikkat çekici noktası. Fotoğraftan boyutu anlaşılmıyor fakat Neptün’ün sırtında taşıdığı taş yüzey, zamanında verilen davetlerde dans pisti olarak kullanılıyormuş.

Vaktiniz kısıtlıysa Monterosso için şu plan uygun olacaktır: arabanızı park edin, heykele biraz bakıp hayran olun, tekrar otoparkın önünden geçerken içilebilir su akan çeşmeden suyunuzu doldurun, otele yerleşin, suları yanınıza alın, istasyona uğrayıp tren+patika biletinizi alın, sahilin sonuna kadar yürüyüp denize girin, duşunuzu alıp sahilin sonundan başlayan yürüyüş yoluna doğru ilerleyin.

İkinci Köy: Vernazza

Bir saati geçen yorucu bir yürüyüşün sonunda Vernazza, muhteşem manzarasıyla karşımıza çıktı.

Vernazza da Liguria Bölgesi’ndeki diğer yerler gibi daracık ve rengarenk sokaklara sahip.Burada da denize girilebiliyor fakat duş yok. Vernazza’da yapmanız gereken şey, daracık sokaklarında biraz turlamak ve alışveriş yapmak. Eğer siz de benim gibi gittiğiniz her yerden küçük de olsa orayı hatırlatan bir şey almayı seviyorsanız, Vernazza, 5 köy içinde doğru adres. Sakın alışverişinizi diğer köylere bırakmayın, daha iyisi yok. Cinque Terre ile ilgili hediyelik eşyaların en çok çeşidi ve en kalitelileri burada var, biraz daha özel bir şey arıyorsanız el yapımı sanat-tasarım ürünleri de mevcut.

Saatler ilerlediği için bundan sonrasını trenle gitmeye karar verdik, sırada Corniglia var.

Üçüncü Köy: Corniglia

Corniglia, Vernazza tren istasyonundan görülebiliyor. Bence bu kadarı yeterli, çünkü köyün içinde görülebilecek hiçbir şey yok. Sahil şeridi olmayan, bir uçurumun kenarına kurulmuş bu yerde, köyün içine ulaşabilmek için tren istasyonundan çıktıktan sonra bir servise biniyorsunuz. Bir sonraki tren de 1 saat sonra. Servise in-bin derken köyü gezmek için yaklaşık yarım saatiniz oluyor, bu süre de gayet yeterli çünkü dediğim gibi bu köyde görülecek bir şey yok, en azından bence.

Dördüncü Köy: Manarola

Manarola’ya vardığımızda hava iyiden iyiye kararmaya başlamıştı, bu yüzden ortam çok tatlı olduğu halde pek güzel kareler çekemedik.

Manarola’dayken acıkmaya başlamıştık ama en büyük ve en güzel köyün bir sonraki köy olan Riomaggiore olduğunu duyduğumuz için burada yemek yemedik. Bir sonraki trene kadar dolaşıp yemeği Riomaggiore’ye bıraktık ancak bu bir hataydı, çünkü sonradan fark ettik ki en güzel restoranlar Manarola’daymış. Eğer siz de bizim gibi Manarola’ya akşam saatlerinde denk gelirseniz, etrafta bolca bulunan, deniz ürünleri ağırlıklı menülere sahip restoranlardan birinde yemek yemenizi şiddetle tavsiye ederim. Hem fiyatları hem de ortamı Riomaggiore’ye kıyasla daha iyi.

Beşinci Köy: Riomaggiore

Manarola’dan sonra tekrar Riomaggiore’ye gitmek için trene bindik. Trende ancak Türkiye’de olur dediğimiz, ama İtalya’da da olabilecek olan bir olay oldu. Trenin ilk vagonları Manarola’nın küçücük istasyonuna sığmıyor, bu yüzden orta ya da son vagonlardan birine binmek zorundasınız. Biz de istasyondaki herkes gibi son vagonlardan birini tercih ettik. Fakat trajikomik bir şekilde son vagonlar da Riomaggiore’nin istasyonuna sığmıyor ve tünelin içine denk geliyormuş. Bu yüzden Riomaggiore’de kapılar açılmıyor. Dolayısıyla biz de diğer herkes gibi inmek istediğimiz yerde inemeyip bir sonraki durak olan La Spezia’ya (diğer duraklar arası 5 dakikayken La Spezia 20 dakika uzaklıkta) gitmek zorunda kaldık, bu bilgileri de La Spezia’da yaşayan bir yolcudan öğrendik. Bu olay sürekli yaşanıyormuş. Riomaggiore’ye bir sonraki tren ise 1 saat sonraydı. Yani toplamda yaklaşık 1,5 saat sonra, saat 21:30 civarı, aç ve bitkin bir şekilde Riomaggiore’de olabildik.

Beklediğimizin aksine, Riomaggiore diğer köylere nazaran oldukça büyük olmasına rağmen sadece 2 tane açık restoran vardı ve onlar da pek cazip görünmüyordu, yine de mecburen birine girip karnımızı doyurduk ve Monterosso’ya, otelimize döndük.

Ertesi sabah Monterosso’da biraz yüzdükten sonra bu sefer arabayla Riomaggiore’ye gittik (tren biletinin süresi dolmuştu, ama aslında kontrol etmiyorlar). Riomaggiore’ye arabayla gitmeme şansınız varsa gitmeyin, çünkü otopark için uzun süre sıra beklemek zorunda kalabilirsiniz ve aracınızı bırakabileceğiniz başka yer de yok.  Otoparkın bir saati 3.5, iki saati 6 ve 24 saati 23 €.

Bir önceki gün karanlıkta görme şansı bulamadığımız Riomaggiore, gerçekten de mimari açıdan 5 köyün en güzeli. Köyün en üst noktasına çıkıp ünlü Cinque Terre manzara fotoğraflarından birini çekebilir veya daracık sokaklarında kendinize özel kareler yakalayabilirsiniz.

Riomaggiore’nin plajı ve duşu yok ama yine de sahilden denize girebilir, ya da kayaların üzerinden masmavi sulara atlayabilirsiniz.

Etrafta bolca mağaza var fakat hiçbirinde doğru düzgün bir şey satılmıyor, çoğu Cinque Terre ile alakasız, Çin malı, İtalya temalı ürünler satıyorlar. Biz alışverişi de buraya bıraktığımız için pek bir şey alamadık ama neyse ki bu yazıyı okuyan sizler artık Cinque Terre alışverişini Vernazza’dan yapmanız gerektiğini biliyorsunuz. Riomaggiore’de kayda değer tek dükkan, şu anda adını hatırlayamadığım ama yine herşeyin olduğu tek büyük caddede bulunan, el yapımı ürünler satılan bir yer. Bu tasarım dükkanında en çok dikkan çeken şey bence taşın üzerine boyanmış hayvan figürleriydi. Ben de buradan boyanarak baykuşa dönüştürülmüş bir taş aldım.

Riomaggiore’de kesinlikle yemek yemeniz gereken yerse bir take away makarna & pizzacı. Köyün tek büyük caddesinde bulunan “Te la do io la merenda” adlı take awayde fiyatlar İtalya ortalamasının çok altında, istediğiniz sos-makarna kombinasyonunu yapabiliyorsunuz, yemekler enfes ve porsiyonlar doyurucu. Burada yemek yemeden Riomaggiore’den ayrılmayın.

Te la do io la merenda

Sonuç olarak, İtalya turlarının gözde noktalarından olan Cinque Terre gerçekten de görülesi bir yer, özellikle doğa yürüyüşlerini sevenler için. İtalya’da yaşasaydım deniz tatili için bir haftalığına Cinque Terre’ye giderdim. Ama bir sonraki gezi noktamızı görünce, vaktimiz de bu kadar kısıtlı olunca, keşke sabah Monterosso ve Riomaggiore’de bu kadar vakit kaybetmeseydik diye düşündüm. Liguria bölgesinin en güzel şehri bir sonraki yazıda.

 

 

 

Reklamlar

11 thoughts on “İtalya’da roadtrip macerası bölüm 6: Portofino, Cinque Terre

  1. verdiğiniz bilgilerden çok yararlandım.notlarda aldım.mayısta 3 arkadaş bu turu kendimiz yapacağız
    teşekkür ederim.çok güzeldi

    • Ben de yorumunuz için çok teşekkür ederim, çok sevindim işe yaramasına. Aslında şu ana kadar yazdığım kısım, turun sadece yarısı, vakitsizlikten kalanını yazamadım. Belki siz gitmeden birkaç şehir daha ekleyebilirim de onlara bakarsınız. Özellikle Portofino ve Cinque Terre yazılarımda bahsettiğim, bu iki yerin de en güzel özelliklerini almış ve ikisinden de daha güzel olan şehirden bir sonraki yazımda bahsedeceğim, onu kaçırmayın derim.

  2. 3 hafta sonra orada olacağım, çıktıları aldım, umarım telif konusunda sorun çıkarmazsınız :)) Elinize sağlık…

  3. Merhaba. Yazilariniz muthis derecede faydali, nereyi mutlaka gormeliyiz, nereyi gormesek de olur tarzinda cok guzel bilgiler vermissiniz elinize saglik. 2 gun sonra Milano-Genova-La Spezia-Pisa-Floransa-Roma rotasi izleyecegiz arabayla, bizim de zamanimiz kisitli olacagindan size cok minnettar kalacagimizdan eminiz. :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s