İtalya’da roadtrip macerası bölüm 2: Roma, Cantalupo Nel Sannio, Bolonya

Roma’daki ilk sabahımızda, Sezgi’nin evindeki kahvaltının hemen ardından, önceden belirlemiş olduğumuz Sixt bayisine doğru yola çıktık. İtalya’daki mantık dışı siesta saatlerine yakalanmamak için seri bir şekilde yürürken, Roma’nın kirli sokaklarından terliklerimin içine doluşan minik taş parçacıklarının verdiği acı, günün sonunda ayağımda oluşacak olan su toplarının sinyallerini veriyordu. Nihayet siesta vaktinden yarım saat öncesinde bayiye vardığımızda, bembeyaz, gıcır gıcır bir Fiat 500’ü kucaklama hayaliyle yanıp tutuşan bizi bir sürpriz bekliyordu: bayi kapalıydı. Sixt’in yanında bulunan araba tamircisi, Sezgi ve merkez Sixt arasında geçen uzun dialoglar sonunda araba kiralamak için önceden rezervasyon yaptırmamız gerektiğini ve istediğimiz arabayı seçemeyeceğimizi öğrendik (bayinin neden kapalı olduğu hala bir muamma). Zaten arabayı pazartesi (o sırada günlerden cumartesiydi) sabahı kiralamayı düşündüğümüz için daha fazla uğraşmak istemedik ve eve döndük, böylece ilk günümüzün ¾’ü geçmişti bile.

Günün geri kalanını boşa geçirmemek için hemen tekrar yollara düşüp kısacık zamana ada manzaralı ünlü köprü Ponte Palatino’yu, Trastevere bölgesini, Janiculum’u (Janiculum manzarası gündüz süpermiş diye duyduk fakat gece bir olayı yok, boşuna gitmeyin) ve piazza Campo de Fiori’yi yarım yamalak da olsa sığdırdık ve patlamış ayacıklarımızla eve döndük.

Ponte PalatinoEve döndüğümüzde Sezgi o ana kadar neden aklına gelmediği meçhul olan parlak bir fikirle karşımıza çıktı: kocasının kullanmadığı arabasını, 3 saat uzaklıkta bulunduğu köyden alıp gezimizin ulaşım kısmını o arabayla bedavaya getirebilirdik! Tek sorun 1 günümüzden, dolayısıyla en az 2 şehirden vazgeçmek zorunda oluşumuzdu. Yine de bedava sirke baldan tatlıdır diyerekten, bu cömert teklifi ileride başımıza geleceklerden habersiz, mutlulukla kabul ettik.

Pazar sabahı, her Pazar Porta Portese’de kurulan pazara gittik. Bu pazarın bir kısmında aynı Türkiye’de olduğu gibi çin malı dandik kıyafetler satılırken, bir pareleldeki sokağa denk gelen kısmında ise 2. El kıyafetler ve giysiden mobilyaya, müzik kutularından şapkalara, yemek takımlarından eski plaklara kadar her türlü vintage ürün bulunuyor. Güzel parçaları kaçırmamak için pazara mümkün olduğunca erken gitmenizi tavsiye ederim. Ben ilk günden paramı çarçur etmemek için kendimi zor tutarak bir tarafında 2. el şapkalar, bir tarafında ise keçeden rengarenk yeni şapkalar bulunan bir tezgahtan 5 euroya bir keçe şapka alarak ortamı terkettim. Bu arada pazarın içinde, o anda kamyonetinde bulunan fırında fıstıkları karamelize bir şeyle kaplayarak satan bir kuruyemişçi de mevcut, bu kuruyemişçiden biraz karamelize fıstık alıp Pazar gezinize lezzet katın derim.

porta portesePazar’ın ardından, Roma’ya gelen her turistin gezmesi gereken klasik noktaları (şu an hepsini hatırlayamamakla beraber Fontana di Trevi, Via del Corso, Piazza Navona, Pantheon  bunlardan bazılarıydı) yürüyerek dolaşarak Roma’nın büyük kısmını tüketmeyi başardık.


Fontana di Trevi’ye gitmişken yan sokaklarındaki tadım yapılabilen içkicilere uğrayın. Gözünüze kestirdiğiniz bütün içkilerden tadın fakat başka yerden alma şansınız olacaksa almayın, çünkü diğer yerlere göre daha pahalı. Ancak Bottega markalı Fior di Latte’yi mutlaka deneyin ve hatta beğenirseniz alın çünkü bu beyaz çikolata likörünü başka yerde bulamayabilirsiniz.

Yine Fontana di Trevi’ye çıkan sokaklarda Via Frattina’nın başında, Bartolucci adlı el yapımı ahşap oyuncak mağazasına ve onun tam karşısına denk düşen 123 numaradaki Gallo adlı el yapımı seramik saat mağazasına uğramayı da ihmal etmeyin.


10 saatlik bir yürüyüşün ardından akşam eve döndüğümüzde Sezgi’nin kocası, yetenekli aşçı Fabrizio’nun muhteşem armutlu Risotto’sunu (tarifi edinir edinmez paylaşacağım) keyifle mideye indirdikten sonra nihayet uyuduk.


Pazartesi sabahı, arabamızı almak için, dönüşte 3 günlüğüne tekrar uğrayacağımız Roma’yı terkederek Sezgi’nin kocası Fabrizio’nun babasının yaşadığı İsernia şehrinin Cantalupo Nel Sannio köyüne doğru yola çıktık. Cantalupo Nel Sannio köyü, çok az evin olması ve herkesin birbirini tanıması özellikleriyle Türkiye’deki köyleri andırsa da, mimari yapısı orada fotoğraf yarışmaları düzenlenmesine yol açacak kadar güzeldi. Yolunuz düşerse sırf birkaç fotoğraf çekmek için uğramanızı tavsiye ederim.

Cantalupo Nel SannioKısa bir köy gezisinin ardından Fabrizio’nun üvey annesi Rosa’nın bize hazırladığı yemekleri yemek için eve döndük. Yemekte Bruschetta, İtalya’ya özgü ev yapımı baklagilli bir makarna, zeytinli tavuk, çeşitli peynirler, meyveler ve tatlı olarak da Tiramisu vardı. Normalde 2 günde yediğimiz yemeği bir öğünde yememiz gerekince (tabakta yemek bırakmak veya hiç almamak ve hatta devamını istememek ayıp olduğu için, söz konusu kişi de Sezgi’nin kayınvalidesi olduğu için) yemek merasiminin bitmesi akşam 4’ü buldu. Yemeğin ardından arabamızı alıp otobana çıktık ve gezmeyi planladığımız iki şehirden üzülerek vazgeçerek gece 11 buçukta Bolonya’ya vardık.


Bolonya’da kalacaklara şehir merkezine çok yakın olan Albergo Atlantic otelini rahatlıkla tavsiye edebilirim. Hiçbir eksiği olmayan, barok tarzda döşenmiş odanın fiyatı gecelik oda başı kahvaltı dahil ilk gün 58, ikinci gün önceden rezervasyon yaptırmadığımız için 65 euro idi.

Ertesi gün geze geze konferansın yapılacağı binaya gittik. Gezerken önünden geçtiğimiz Via Piella 18 numara’da bulunan Venedik penceresi, bence  Bolonya’da kesinlikle görülmesi gereken yerlerden biri. Bunun haricinde Torre degli Asinelli ve Torre Garisenda kuleleri de mutlaka görülmeli, hatta vaktiniz varsa çıkılmalı. Biz vaktimiz olmadığı için ne yazık ki çıkamadık ama içimizde ukde olarak kaldı.

Bolonya, üniversite şehri olduğu için genç nüfusa sahip, yaşayan bir şehir. Her bütçeye uygun yiyecek birşeyler bulmak mümkün. Ancak yemek yemek için bir yere oturmadan önce aklınızda bulunsun, İtalya’da tüm şehirlerde aksi belirtilmediği sürece her restoranda coperto adı altında kişi başı 1,5-3 euro arasında bir ücret alınıyor ve bu ücret karşılığında size hiçbir şey verilmiyor. Coperto olmazsa kuver, o da olmazsa servis ücreti mutlaka alınıyor. Biz konferansın ardından akşam yemeği için Via Delle Belle Arti‘deki Ristorante Arte’yi tercih ettik. Yemekleri fena olmamakla beraber sıfır İngilizce bilgisine sahip çalışanlar bizi deli ettiği için tavsiye etmiyorum. Aslında İtalya’da yemek yediğim hiçbir restoranı tavsiye edemeyeceğim çünkü müşteriye karşı ilgisiz hatta saygısız tavırları ve Türkiye’de daha iyisini yemiş olduğum İtalyan yemekleri bana İstanbul’umdaki restoranları özletti diyebilirim. Ama belki ben de zengin ve yaşlı bir turist olunca “secondi piatti”ye geçebilir ve fikrimi değiştiririm, kim bilir.

Yine genç nüfusu sayesinde olsa gerek, Bolonya’nın merkezinde çok sayıda ilginç mağaza da var. Benim favorilerim Via Dal Luzzo’da bulunan, kulaklıktan fincana pek çok tasarım ürün satan FabricaFeatures ve Via Santo Stefano’da bulunan fantastik mobilyacı Cervellati oldu.

Bunun haricinde, gezerken yolunuzu mutlaka Neptün Çeşmesi’nin bulunduğu Piazza Nettuno’ya ve o meydandan rahatlıkla ulaşabileceğiniz Palazzo del Podesta’ya düşürün. İçinde birkaç mağaza bulunan bu pasaj benzeri kemerli yerin özelliği, çeşmenin bulunduğu meydanı karşınıza alacak şekilde durduğunuzda size yakın olan tarafın sağ köşesinde 1 kişi, uzak tarafın da sol köşesinde bir kişi durup duvara dönük olarak fısıldadıklarında bu kişilerin birbirini duyabilmesi. Bu eğlenceli bilgi için dunyayidolasmak.com’a teşekkürler.
Çarşamba sabahı biraz daha dolaştıktan sonra öğlen yemeği için konferans binasına gittik. Birbirinden lezzetli onlarca çeşidi ve içkisiyle konferans katılımcılarına (ve bana :p ) ücretsiz olan bu açık büfe yemek İtalya’da yediğim en iyi yemekti. Daha görülecek çok yer olduğu için, yemeğin ardından aklımız bu güzel şehirde kala kala Bolonya’yı terk edip Ferrara’ya doğru yola çıktık.

 

 

 

Reklamlar

8 thoughts on “İtalya’da roadtrip macerası bölüm 2: Roma, Cantalupo Nel Sannio, Bolonya

  1. rosa’nin kestigi makarnanin ismi “sagnette molisane ya da abruzzesi” imis. fotograflar ve fotosop kullanimi icin de bravissima! dedi. : )

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s